Çakıroğlu: Cumhuriyetin 2'nci yüzyılının kurucularından biri Abdullah Öcalan olacak

img

HABER MERKEZİ - Cumhuriyetin ikinci yüzyılının kurucularından birisinin Abdullah Öcalan olacağını söyleyen gazeteci Gürkan Çakıroğlu, “Abdullah Öcalan’ın 30 yıl önce söyledikleri ile bugün söyledikleri yüzde yüz aynıdır” dedi. 

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısıyla başlayan süreç devam ediyor. Sürecin bugünlere kadar gelmesinde en büyük rol oynayan Abdullah Öcalan oldu. 
 
Gazeteci-yazar Gürkan Çakıroğlu, süreci Yeni Yaşam Gazetesi’nden Nezahat Doğan’a değerlendirdi. 
 
Çakıroğlu, “Türk’ün özünü önümüze koydu. Türk’ün töresi neyi emrediyorsa, Oğuz’un töresi neyi emrediyorsa Devlet Bahçeli onu yaptı. Ne diyordu Oğuz’un töresi ve Türk’ün anayasası? İl gider, töre kalır. Kutsal olan devlet değildir. Kutsal olan adalettir, hukuktur. Hukuk adaleti de aşan bir kavramdır. Bu süreçte Türkiye Cumhuriyeti’ni konuşuyoruz, 1923’te ilan edildi ama içinde yaşadığımız rejim 1925’te kuruldu. Bu rejimin iki temel sacayağı var. Birincisi Kürt yoktur, ikincisi Müslüman Türk yokmuş gibi davranmak. Batılı yaşam tarzına asimile olan ve medeniyetten, moderniteden anladığı da tamamen birçok açıdan etek boyundan ibaret kalan yani şekilci bir modernizasyondu bu. İçinde demokrasi yok, içinde hukuk yok ve bu yıkılıyor. Yani 1925’te kurulan rejim 2025 itibarı ile yıkılıyor. Bunun neticesinde bu ara dönemin kapandığını yavaş yavaş görüyoruz. Bunun da sancıları yaşanıyor kendi içerisinde. Daha geniş perspektiften bakarsak ben Türk’ü ve Kürt’ü bir görmem ama birlik görürüm. Birleştirmek biraz problemli bir tabir olmaya yüz tuttu artık içinde bulunduğumuz çağda. ‘Birlik olmak’ bundan çok daha kıymetlidir” dedi. 
 
‘UZATILAN ELİN ABDULLAH ÖCALAN’IN SIKMASI KIYMETLİ’
 
Yeni bir düzenin kurulduğunu belirten Çakıroğlu, “100 yıl önce yapay olarak çizilen sınırlar değişecek. Önümüzdeki 50 yıllık takvimde görünen bu. Devletin içerisinde bir kanat bunu gördü ‘Biz ne yapabiliriz?’ diye. İşte bundan dolayı düne kadar ip attığına bugün el uzatıyor Devlet Bahçeli. Ne olursa olsun o eli uzatmak kıymetli. Ama uzatılan o eli Abdullah Öcalan’ın sıkması çok daha kıymetli. Çünkü artık son aşamaya gelindiğini görüyoruz. Kürtlerin varlığı ve Kürt modernizasyonu… Kürt modernizasyonunun Türk ve diğer modernizasyonlardan farkı devletsiz modernleşme olması. Ulus devletin yıkıcı yanlarına bulaşmadan kendi içerisinde bir halkın kendi modernizasyonunu bu kadar kısıtlı imkânlara rağmen başarabilmesi, tetikleyebilmesi ve varlığını ayakta tutabilmesi muazzam bir şey” diye belirtti. 
 
‘ARTIK TERİF VE TERKİP DÖNEMİ’
 
Çakıroğlu, “Bir toplumsal sözleşme ve rıza ekseninde oluşacak bir devlet sistem mi” sorusuna, “Bundan bahsediyorum ve daha ilerisini söylüyorum. Biz Türkler olarak bin yıl önce hem İslam’ın hem de mevcut devlet yapısının yükümlülüğünü üstümüze aldık. Bunu biz yürüttük. O dönem Arap ve Fars kendisini dayatıyordu. Türk bu dayatmaya karşı isyan etti ve biz Selçuklularla, sonra Anadolu Selçuklularla, sonra Osmanlılarla kendi içimizde 300-400 yıl onlar götürdüler. Ondan sonraki son 200 yılımız yine maalesef çok kötü geçti. Şimdi bu son 200 yıllık tedhiş ve tefrika dönemini kapatıyoruz. Artık terif ve terkip dönemi. Yani uzlaşacağız, birleşeceğiz ve bambaşka bir yapı ortaya çıkaracağız. Artık bin yıldır Türk’ün yürüttüğü yükümlülük muhtemelen Kürtlerin olacak. Yani Türkiye yüzyılı, Kürtler üzerinde yükselecek. Türkiye Cumhuriyeti devletini hukukla, demokrasiyle ve refah ile yükseltecek olan ana akım, ana lokomotif kimlik Kürtler olacak. Şimdi bu anlamda Öcalan’ın ne yapacağı çok büyük önem arz ediyor” yanıtını verdi. 
 
‘PKK KAZANDI’
 
Cumhuriyetin ikinci yüzyılının kurucu babalarından birisinin Abdullah Öcalan olacağını söyleyen Çakıroğlu, “İçinde bulunduğunuz ortam, büyüdüğünüz ortam zaten korkunç bir propaganda makinesi. Yaşanmış acılar var ve bu acıların yarattığı çok yoğun bir tahribat var. Bir ülkede isyan olursa devlet iki şekilde reaksiyon gösterir; ya anlamaya çalışır ya ezmeye çalışır. Ezmeye çalışırsa çok büyük katliamlar olur. Ve bu katliamlar neticesinde ezmeye çalıştığı kesim ayakta kalırsa o kazanmış demektir. Bu anlamıyla da zaten PKK kazandı. Çünkü ayakta kalmak bile çok zor iken PKK ayakta kalarak kazandı. Barış kaybedeni olmayan bir anlamdır diyoruz ya; barış bu şekilde olursa bir anlam ifade eder. Diğer türlü olur, yani barışın kaybedeni olursa bu bir sonraki büyük savaşın gerekçesi olur sadece. Bugün geldiğimiz noktada bir Türkiye yüzyılı vaadi söz konusuysa, Türkiye’ye müreffeh bir gelecek vaat ediyorsa bunda PKK’nın payı mümkün. Çünkü PKK ayakta kalarak mevcut devlet yapısına, mevcut devlet terörüne direnerek kazandı. Aslında PKK’nın kazanması başta da Türkler olmak üzere tüm Türkiye halklarının kazandığı anlamına geliyor. Bu noktada PKK kazandı diyoruz ve şimdi sıra devletin kazanmasında” diye konuştu. 
 
‘DEVLETİN DE KAZANMASI İÇİN ANLAMASI GEREK’ 
 
Devletin de süreci anlayarak kazanacağını kaydeden Çakıroğlu, “Anlayarak kazanacak. Devletin kazanması için anlaması gerekir, anlaması için de Kürt vardır kardeşim diyeceksin, Kürtçe vardır diyeceksin. Kürtçe anadilde eğitim haktır diyeceksin. Ben bunu bir Türk devrimi olarak görürüm. Büyük Türk Devrimi ancak ve ancak Kürtçe ile mümkün. Eğer Türkiye Cumhuriyeti devleti Kürtçenin önünün açılması adına emek sarf ederse Türkiye’de Kürtçe ama Balkanlardan Çin Seddi’ne kadar da Türkçe konuşulacak. Numan Kurtulmuş ağzının ucuyla ürkek bir iki Kürtçe kelam edince bile sesler yükseldi.  Yani anlamak, kavramak gerek. Sonrasında fütüvvet gerek. Yani cesaret. Cesaretle adil olanın yanında durmak gerek. Bizim kendimizi aşmamız için Kürtçenin varlığını kabul edip, onun kanallarını açmamız gerekiyor. Kürtçenin bu coğrafyanın en güzel, en önemli, en büyük dillerinden birisi olabilmesi için üzerindeki tazyikin kaldırılması yeterli. Başka türlüsü mümkün değil” diye kaydetti. 
 
‘BEN KÜRT OLSAYDIM DAĞA ÇIKARDIM’
 
“Ben Kürt olsaydım dağa çıkardım. Bu konuda ufak bir tereddüdüm yok” diye Çakıroğlu, “Dil onurdur, dil şereftir. Kimlik şereftir. Ben Türklüğüme dokundurmam. Eğer dediğim gibi burası Türkiye değil de Kürdiye olsaydı ve ben Isparta’da, Maraş’ta veya İzmir’de yaşayan bir Türk olsaydım dağlara çıkardım. ‘Ferman padişahınsa dağlar bizimdir.’ Öyle bir dünya yok! Sen benim dilime dokunamazsın. Türklerin Kürtlerle bir sorunu yok. Devletin Kürtlerle bir sorunu var. Türk’ün varlığının özü, tekrar diyorum “il gider, töre kalır” demektir. Yani kutsal olan devlet değil, hukuktur. Töre hukuktur. Bugün geldiğimiz noktada Türk Allah’tan çok devletten korkuyorsa bu hukukun katledildiği anlamına gelir” ifadelerini kullandı. 
 
‘ABDULLAH ÖCALAN BİR ADIM ÖNDE’
 
“Neden Cumhuriyetin ikinci yüzyılında kurucu babalar diyorsunuz ancak Abdullah Öcalan’ı Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli’nin önüne koyuyorsunuz” sorusuna, “Bahçeli’den ve Erdoğan’dan önce birinci sıraya koyuyorum çünkü Öcalan bu işe kafasını yormuş ve hayatını vakfetmiş. Savaşırken bile barışı, inşayı düşünmüş, bunu nasıl yapacağımızı düşünmüş. Devlet Bey’in ve geldiğim Türk milliyetçiliğinin buna dair okumaları çok az ve sığ. Tayyip Bey dediğiniz kişi de tamamen koltuğa endeksli bir figür. Temel içgüdüsü bu. O yüzden Öcalan’ı işin teorik noktasında kurucu babaların bir adım önüne koyuyorum. Ama diğerleri olmadan da bu iş olmaz” cevabını verdi.
 
‘ZEHİRLİ DİLİN SORUMLUSU DEVLETTİR’
 
Kullanılan zehirli ve keskin dilin değişmesinin tek sorumlusunun devlet olduğunu kaydeden Çakıroğlu, “Çünkü bizim toplumumuzun, özellikle Türkler ve Kürtlerin de genelde tümdengelimli bir yapısı var. Yani bir kanaat önderine ve lider dediği bir figüre bir kere güvendiyse tamam. O saatten sonra kendisi onun gösterdiği istikamete göre keskin dönüşler olsa bile yol alıyor. Bu açıdan da Bahçeli’nin söylemi muazzam derecede kıymetliydi. Bütün diyalektiği değiştirdi, bütün paradigmayı değiştirdi. Öcalan’ın 27 Şubat’ta bunu tahkim etmesi işi bambaşka bir noktaya getirdi. Şimdi üç kurucu babadan ikisiyle alakalı birer tarih atıyorum. 22 Ekim ve 27 Şubat… Üçüncü kurucu baba Tayyip Erdoğan Bey. Kendisiyle ilgilenen bir tarih var mı? Şu anda yok. Tayyip Erdoğan’ın da final yapma arzusu olacaktır muhakkak. Finali ben yapayım diyecektir” ifadelerini kullandı. 
 
‘SURİYE’DE ŞARA’NIN YANINDA DEĞİL MAZLUM EBDÎ’NİN YANINDA OLMAN GEREK’
 
Suriye’de yaşanan gelişmelerin süreci etkilediğine dikkati çeken Çakıroğlu, “Oraya gelemememizin sebebi de biraz Tayyip Erdoğan. Suriye özelinde çok problemli bir yapı var bu sürece dair. Hakan Fidan bugün hala işte Suriye’nin birlik ve bütünlüğü bizim için çok önemli diyor. Bu bizim devletin Stockholm Sendromu. Sykes Picot ile bölünen suni yapay sınırları tahkim eden her dil ve siyaset emperyalizme hizmet etmenin ötesine geçmez. Sen onlar Sykes Picot ile bölmüş, ben Bahçeli – Öcalan ile yeni bir paradigmada birleştireceğim demen gerekiyorken; Suriye’de Şara’nın yanında değil, Mazlum Abdi’nin yanında olman gerekiyorken; tıpkı 10 yıl önce TSK tankları IŞİD ile mücadelede SDG ile beraber olması gerekirken, bu senin acizliğini ve politikanın yanlışlığını gösterir. Buradaki amaç aynı şey, aynı korku, aynı kompleks. Daha ifade ettiğim telif ve terkip politikasından uzak, korku ve kompleks ile hareket edildiğini gösteriyor. Bugün Bahçeli’nin açıklamalarında da altının çizildiği yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Biz bu dünya düzeninde geçmişteki acılar ve komplekslerle hareket edersek kaybedeceğiz ve bütün coğrafya kaybedecek. Öcalan bunu 30 sene önce çözmüş; Kürtleri ulus devlet yaparak İsrail’in uydusu haline getirmeye çalışacaklar. Kürtleri mahvedecekler. Tıpkı bu şekilde Türkleri mahvettikleri gibi. Bizim Türk olarak birçok noktada; demokrasi, hukuk ve insan hakları noktasında, refah noktasında bu kadar geri olmamızı neyle açıklayacağız biz” diye sordu. 
 
‘TÜRKİYE GÜÇLÜ OLABİLMEK İÇİN KÜRTLERİN DE DEVLETİ OLMAK ZORUNDA’
 
“Abdullah Öcalan ‘Biz İsrail’le değil, Türkiye ile bu sorunu çözmek istiyoruz’ sözlerinin hatırlatılması üzerine Çakıroğlu, “Doğal. Çünkü yapay değil. İsrail’le Kürdistan ulus devletini kursan bile ilişki yapay olacak. Birçok noktada kültürler farklı, töreler farklı, yaşam biçimleri farklı. Geçmiş bir hikâye yok. Korkunç bir soykırım var orada. Türkiye bu soykırıma neden aciz kaldı? Çünkü Türkiye Kürtlerin de devleti değil. Türkiye güçlü olabilmek için Kürtlerin de devleti olmak zorunda. Kürtlerin de devleti olan bir Türkiye olsaydı, bugün İsrail Gazze’de o soykırımı yapamazdı. Abdullah Öcalan ‘Bizim derdimiz devlet yıkmak değil, devlet kurmak değil, devletin içerisinde var olmak, devleti demokratikleştirmek, yeni bir sistem oluşturmak’ diyor. Her türlü adımlar atıldı. Örgüt silah da bıraktı geri de çekildi. Bu anlaşılması zor bir şey mi? Bu kazan kazan süreci… Şimdi kazanma sırası devlette. Devletin de kazanabilmek için anlaması gerekiyor. Bu yüzden de artık bugünün sorusu “PKK geri çekilecek mi?” değil.  “PKK’lılar artık geri dönecek mi?”. Çünkü onlar bu vatanın çocuğu. Onlar Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşı. Onların itiraz ettikleri hususlar hukuksuzluğa, adaletsizliğe dairdir. Devlet terörüne dairdir. Bu dil artık kalkacak. Çünkü bu artık gerçek anlamda Türk ve Kürt için bir beka problemi. Geldiğimiz çağda yeni bir yüzyıl inşa ediliyor ve yeni şeyler söylenecek. Daha da ileri götürüyorum. Üç büyük barışa gebe bu topraklar” şeklinde konuştu. 
 
‘EN KOLAYI TÜRK’ÜN KÜRT İLE BARIŞI’
 
Barış sürecine işaret eden Çakıroğlu, “Birincisi ve en kolayı Türk’ün Kürt ile barışı. İkincisi Türk’ün Türk’le barışı. Sünni ve Şii, Sünni ve Alevi ayrışması, çatışması. Bu son bulacak artık. Biz bugün Yavuz ile İsmail’in savaşını bitireceğiz. O yüzden İran asla ötekileştirilmemesi ve düşmanlaştırılmaması gereken bir devlet bizim için. Bu tarihi ezberi artık tarihe gömmenin vakti geldi. Tebriz bir Türk şehri. Orada yine hakeza bir Kürt şehri var. İran’la Türkiye’nin de birçok açıdan beraber hareket etmesi gereken zamanlar gelecek. Bu tarihi bir barış olacak geçiyor. Eğer Sünni ve Şii, Sünni ile Alevi barışırsa bambaşka bir iklime yine gideceğiz. Ve son olarak bu seküler – dindar çatışması, AKP-CHP özelinde yine hakeza bitirilmesi gereken önemli bir fay hattı. Bu üç büyük barış bizi Türküyle, Kürdüyle bir cihan devleti olan Türkiye’ye kavuşturacak. Zaten bizim hiçbir zaman toplumsal sözleşmemiz olmadı. Yani 24, 61 ve 82 sözleşmeleri içinde yok. Hakkı gasp eden ve halkları yok sayan bir anayasa anayasa değildir. Öyle bir anayasadan refah çıkmaz, hukuk çıkmaz, adalet çıkmaz. Türkiye’deki yargı neden bu halde? Yani adaletin tecelli etmesi gereken mahkemeler bizatihi en büyük hak gasp eden mecralara dönüştülerse, bundan sorumlu olan yegâne unsur rejimdir” dedi.
 
Komisyondan sonra basının da İmralı’ya gitmesi gerektiği kaydeden, “I·mralı’daki imkânların genişletilmesi gerekiyor. İmralı’nın diyalog kanallarının daha çok açılması gerekiyor. Bu devlet projesi diyorsun ama devlet propagandası yok. Yıllarca savaşın propagandasını dibine kadar yaptın değil mi? Her türlü istismarı, suistimali, yalanı, şunu bunu dayattın millete. Milleti zehirledin. Bugün onun panzehrini zerk etmen gerekiyor. O propaganda malzemesini neden kullanmıyorsun? O yüzden basın İmralı’ya kesinlikle gitmeli diyorum. Komisyondan sonra basın gitmeli. İmralı’nın imkânları genişletilmeli ve Öcalan’a şu fırsat verilmeli. 30 yıl önce Fatih Altaylı’ya verdiği röportaj tam olarak daha yeni yayınlanmış. Koskoca 30 yıl” diye kaydetti. 
 
’30 YIL ÖNCE İLE BUGÜN SÖYLEDİKLERİ AYNI’
 
Abdullah Öcalan’ın 30 yıl önce söyledikleri ile bugün söylediklerinin yüzde yüz aynı olduğunu aktaran Çakıroğlu, “O yüzden Anadolu çocuğu diyorum işte. Şöyle de ifade edeyim; Atatürk’ün siyasi askerî dehasının çok ötesinde. Yani ondan başkası bu kadar çekip çeviremezdi. Bu kadar siyaset oyunlarıyla, siyasetin, geniş perspektif isteyen bakış açısıyla süreci yürütmek çok zor. Atatürk bu konuda hakikaten gayet kudretli bir duruma kendisini verdi. Öcalan’ın da kendisini kudretli görmesi gibi benzedikleri noktalar var. Ama umarım gelinen nokta konusunda hiç benzemezler. Bu yüzden Öcalan’ın Türkiye için bir şans olduğunu düşünüyorum. Bir Türk milliyetçisi olarak benimle 10 yıl önce tanışsaydınız muhtemelen ben sizinle yan yana gelmek istemezdim, oturmak istemezdim. Muhtemelen siz de bana karşı aynı şekilde. Ben çok katı ve ilkel bir Türk milliyetçisiydim. Çok netim bu konuda maalesef” dedi. 
 
‘İLKEL MİLLİYETÇİLİĞİ PARAMPARÇA EDİYOR’
 
Yeni çözümlemenin ilkel milliyetçiliği paramparça ettiğini kaydeden Çakıroğlu, “Yerine demokratik milliyetçiliği koyuyor. İlkel milliyetçiliği ve bu Türkleşmiş Türklerin dayattığı şovenist milliyetçiliği yok etmemiz gerekiyor. Eşitlik göz hizasında. Ne aşağı ne yukarı. Bunun Osmanlıcılık ile uzaktan yakından alakası yok. Osmanlı zaten ağırlıklı olarak da Balkan imparatorluğu ve Türk ve Kürt’ün posasını çıkartarak bunu yapıyor. Türk’ün hem kanını emiyor hem cebindeki parayı boşaltıyor, vergi alıyor, çocuğunu alıyor askere götürüyor, Yemen’de şehit ediyor. Bu bitti, bu dönem bitti. Cumhuriyetin Anadolu’ya odaklanması kıymetliydi. Ama hatası belli bir prototip geliştirerek ve asimile ederek bunu yapmak istemesiydi. Ve buna Türklük diyorlar. Cumhuriyetin dayattığı Türklük, Türklük değil. O Türk, Türk değil, o başka bir şey. Çok suni, yapay bir şey. Hatası da buydu. Çünkü entegre kabiliyeti yüksek, asla asimile etmeyen, asimilasyona itiraz eden, eşit yurttaşlık payesine bir araya gelebilecek bir kavim Türkler. Bizim bunu yapmamız gerekiyor” şeklinde konuştu. 
 
‘EN BÜYÜK PAYEYİ CHP’YE VERİYOR’
 
Çakıroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öcalan en büyük payeyi CHP’ye veriyor, CHP’siz olmaz diye. CHP ona her türlü lafı söylüyor negatif anlamda ama ona rağmen CHP’den vazgeçmeyen bir Öcalan var. Buna rağmen Özgür Bey ve ekibi İmralı konusunda tereddüt gösteriyor. CHP İmralı’ya DEM’den bile önce gitmesi gereken parti. Özgür Özel’in yerinde olsam bizzat giderim İmralı’ya. Bizzat heyetin başı ben olacağım derim. Orada Abdullah Öcalan’la tartışırım. Ama Abdullah Öcalan’la Özgür Özel tartışırken Özgür Özel’in tartışacak bir fikriyatı var mı? Bu konu muğlak. Zaten temel problemlerden bir tanesi de o. Türkiye’deki siyasi parti liderlerinin teori ve pratikteki zayıflıkları.
 
Benim derdim hak. Hakkı gözeteceksin, hakikati konuşacaksın ve halkla beraber olacaksın. Ben Muhteşem Yüzyıl istiyorum. Biz, bizim olana sahip çıkmıyoruz. HDP bizim, SDG Şam’ın değil bizim, Erbil, Süleymaniye bizim, Kandil bizim. Bizim olana, bizimle olana biz sahip çıkalım. Gerisi çorap söküğü gibi gelecektir. Derdim sürekli hakkın gasp edilmesi, hakikatin yok sayılması ve halka zulmedilmesidir. Benim derdim bu bozuk düzenin değişmesi adına karınca kararınca mücadele edebilmek… Nemrut’un ateşine su götürüyorum. Başka bir şey yapmıyorum.”

Diğer başlıklar

21:13 Amedspor lider oldu
20:53 Türmen: Süreç yeni bir Türkiye’nin kurulmasına sebep olabilir
20:29 ‘Ekmek ve barış için bütçe' yürüyüşü: Savaşa değil emekçiye bütçe
20:18 Amed Film Festivali'ne 7'inci gününde yoğun ilgi
20:15 İsrail Gazze’de araç hedef aldı: 4 kişi hayatını kaybetti
20:12 Silopiya'da halk buluşması: Demokratik toplumu inşa etmeliyiz
20:08 Mêrdîn’de ‘Dargeçit’ belgeselinin gösterimi
20:04 Meclis'teki taciz soruşturmasında tutuklu sayısı 4’e çıktı
20:02 Sudan Kadınlar Birliği: Savaşa karşı barış, derhal ateşkes
19:29 DAİŞ Uluslararası Koalisyonu hedef adı: 3 kişi hayatını kaybetti YENİLENDİ
19:24 Amedspor maçı öncesi coşku
19:19 ABD’li petrol şirketine mahkemeden iptal kararı
18:08 Suriye Demokratik Meclisi 10’uncu yılını kutladı
18:04 DEM Partili vekiller: Yıkım ve işgal mantığı ile hareket ediliyor
18:00 PYD: Özerk Yönetim demokratik inşa için eşsiz bir model
17:55 ‘Çocuklar barışın öznesi olmalı’
17:27 Çewlîg'de halk buluşması: Umut hakkı uygulansın
17:20 ‘Ekmek ve barış için bütçesi’ yürüyüşü: Savaş bütçesine karşı barış bütçesi talebi
17:17 MHP raporunda ‘Umut hakkı’ da Kürtlerin anayasal tanınması hakkı da yok!
17:14 ‘Anılarına bağlı kalacağız’
17:12 Aile yılı modeline karşı Özgür eş yaşam modeli
16:48 CHP’li Konuralp: İmralı’ya gitmeme kararı aldık ama gidilmesini de yanlış görmedik
16:38 Tiryaki: Yerelde güçlü demokrasi olursa ülke güçlenir
16:08 Mazlum Ebdî: 10 Mart antlaşmasını uygulamaya kararlıyız
16:01 TTB’den ‘Sağlık İçin Barış ve Demokrasi Çalıştayı’
15:32 Aykol'a cezaevinden mektup: Temennimiz her şeyin sizden yana olmasıdır
15:26 Bütçe yürüyüşçüleri tarım işçileri ve çiftçilerle buluştu
15:18 Yoğun bakımda tutulan Aykol için ziyaretler sürüyor
15:10 YJA Star’lı İnci Sümbül anıldı
14:51 Hasta tutsaklar Erişmiş ve Gören’in tahliyesi istendi
14:49 Emekliler: Sefalete teslim olmayacağız
14:21 İnsan zinciri oluşturarak barış talep ettiler
14:15 Erdoğan’dan ‘sivil ve özgürlükçü’ anayasa vaadi
14:12 KHK’liler: Hukuksuzluklar son bulsun
14:10 'Meclis’teki tecavüzün sorumlularını yargılayın’
14:03 Kayıp yakınları beş kentte adalet talep etti
13:13 Dilovası'ndaki işçi cinayetinin iddianamesi hazırlandı
13:00 Cumartesi Anneleri Demir ve Akipa için adalet istedi
12:56 Nergis Muhammedi gözaltına alındı
12:26 Barış Annesi Bahar Çaltu yaşamını yitirdi
12:25 Fabrikadaki denetimde 9 ton şekerleme imha edildi
12:19 Şirnex’ta halk buluşması: Kürt halkı özgürlüğüne ilk defa bu kadar yakın
12:15 Bahçeli ile görüşen Özer: Türkiye bu sorunu demokrasi içinde çözmeli
11:52 'Ekmek ve barış için bütçe' yürüyüşü ikinci gününde: Talepler Ankara'ya iletilecek
10:50 Êlihlilerin öncelikli talebi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü
09:44 Taciz mesajlarıyla gündeme gelen okulun müdürü açığa alındı
09:42 Licê’deki yürüyüşe çağrı
09:41 Bütçe yürüyüşçülerini karşılayan yurttaşlar: Barış olmadan ekmek olmaz
09:38 5 kent için sarı kodlu uyarı
09:19 ‘Abdullah Öcalan özgür olmadan barışın önü açılmaz’
09:18 Din alimleri: Bundan sonraki adım Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü olmalı
09:15 Rojin Kabaiş dosyası için özel bir üniversite tarafından rapor hazırlanıyor
09:13 Nilüfer Şahin: Özgünlük değerleriyle örülü yaşam siz izin vermedikçe elinizden alınamaz
09:10 YNK Temsilcisi Xelanî: Ulusal birlik zafere götürür
09:09 Sûr'da sahiplerine verilmeyen evler fuhuş, uyuşturucu mekanı oldu
09:06 Amerikalı Filozof Todd May: Tüm taraflar bu fırsatı değerlendirmeli
09:04 Sinemaseverler: Festivalller sayesinde Kürtçe filmlerle buluşabildik
09:03 Kete: Komisyonun İmralı görüşmesiyle devlet muhatabını resmileştirdi
09:02 Nitelikli ve yeterli gıdaya ulaşmak insan hakkıdır: Bu ücretsiz sağlanmalı
09:01 Cizîr’deki 79 günlük yasağın tanığı: Barışın toplumsallaşması için geçmişle yüzleşilmeli
09:00 13 ARALIK 2025 GÜNDEMİ
12/12/2025
23:20 Maden ocağında 5 işçi gazdan etkilendi
21:46 Yürüyüş Mersin'e ulaştı: Ekmek ve barış istiyoruz
21:38 DEM Parti İmralı Heyeti ile Özel görüşecek
21:12 Epstein albümünden Trump’ın yeni fotoğrafları paylaşıldı
20:59 Türkiye'den giden gemiye Rusya saldırdı
20:54 Riha'dan seslendiler: Talepleri çuvallarla Meclis'e taşıyacağız
20:45 Dêrsim’de kadınlar barışı konuştu
20:37 Sonay Bayramoğlu: Belediyeler kent yönetimi olmaktan çıktı
20:33 ODTÜ'de tecavüz failinin yurtta barındırılmasına karşı protesto
19:50 Asgari Ücret İnisiyatifi: Ücreti emekçiler belirlesin
19:44 Özel ve 6 milletvekillinin dokunulmazlıkların kaldırılması istemiyle fezleke
19:35 Yürüyüşün Ege kolu: Bütçe halka ayrılsın
19:28 223 işçinin direnişi sürüyor: Barış olmadan emek korunmaz
19:25 Bakırhan: Bütçe, savaşa değil emekçiye harcansın diye yola çıktık
19:15 Erzirom’da ‘Ekmek ve barış için bütçe’ şiarıyla açıklama
18:59 Neslihan Şedal: Eşbaşkanlık sistemi ile dünyaya öncülük ettik
18:54 Amed film festivalinde 18 film ve belgesel gösterildi
18:31 Cizîr'de Barış ve Demokratik Toplum buluşması
18:23 Bütçe görüşmeleri: Dillerin yaşatılması için tek bir kuruş dahi ayrılmadı
17:49 İHD: İç Anadolu bölgesi cezaevlerinde 335 ağır hasta tutsak bulunuyor
17:44 Kocaeli’de 7 işçinin yaşamını yitirdiği bina yıkıldı
17:38 UNICEF: Gazze’de 2 çocuk soğuktan hayatını kaybetti
17:35 Ahmet Özer: Sürecin toplumsallaşması için adımlar atılmalı
17:30 Meclis'teki istismar soruşturmasında 4 kişi hakkında gözaltı kararı
17:27 Temelli: Hangi füze karnımızı doyuracak?
17:20 İHD'den tutsaklara yeni yıl dayanışma kartı
17:16 Gazeteci Aykol'a PEG işlemi uygulandı
17:13 Beritan Güneş Altın: Bütçede uyuşturucu ile mücadeleye ayrılan pay 0,02
17:04 Ailesinden 4 kişiyi kaybeden tutsağın taziyeye gelmesi için 200 bin TL istendi
17:02 DEM Parti’nin ‘çözüm’ raporunda neler var?
16:31 Çetin Arkaş: Kalıcı barış için bir zihniyet dönüşümüne ihtiyaç var
16:22 Yüksel Genç: Halk süreç konusunda ciddi anlamda temkinli
16:17 Bakanlık önünde 'asgari ücret' protestosu
16:11 Putin ve Erdoğan görüşmesinde Ukrayna konusu ele alındı
15:46 Şirnex'ta koruculardan pezkovî katliamı
15:45 Karadeniz madenleri Yıldız Holdinge veriliyor
15:40 Agirî Belediyesi, itfaiye binasının açılışını yaptı
15:32 Amed'de petrol için verilen 'ÇED gerekli değil' kararı iptal edildi
15:29 Asgari Ücret Tespit Komisyonu ilk toplantısını gerçekleştirdi
15:10 Colemêrg'te yüksek faturalar protesto edildi
14:58 Rapor: Bin kadından yalnızca 1’i adli yardıma erişiyor
14:45 Pervin Buldan: Barış Yasası olmalı
Devlet Bahçeli: Pervin hanımın her cümlesine imzamı atarım
14:37 Çukurova'da 'Ekmek ve Barış için Bütçe' yürüyüşü: Bütçe barışa aktarılsın
14:26 Cizîrê Kantonu Belediye Birliği Başkanı: Rojava'da kararlar komünlerde alınıyor
14:19 Cezaevi raporu: İnfaz erteleme ve işkence uygulamaları artarak sürüyor
14:08 DEM Parti İmralı Heyeti ile Bahçeli görüşmesi başladı
13:17 Duran Kalkan: Bu sürece katılmayan kaybeder
13:16 Ankara’da toplu taşımaya yüzde 35 zam
13:13 'Barış için yerel yönetimlerin özerkliği desteklenmelidir'
13:03 Emek ve Barış için Bütçe: Ekmek ve barış hakkına ulaşmak zorundayız
12:43 Babacan: Sürecin en büyük eksikliği Erdoğan'ın kamuoyunu bilgilendirmemesi
DEM Parti Heyeti: Yasal düzenlemeler barışı katkı sunmalı
12:30 Mêrdîn’deki kazada ölen Fidan ailesinin 4 ferdi defnedildi
12:10 Mêrdîn’de genç kadına tecavüz eden 2 kişi tutuklandı
12:09 ‘Güvenlik’ gerekçesiyle kapatılan yol kontrol noktası kurularak açıldı
11:52 İmralı Heyeti Ali Babacan’la bir araya geldi
11:47 Tuncer Bakırhan: Hepinizi mücadeleye çağırıyoruz
11:27 Diyarbakır Valiliğinden konsolosluklarla görüşmeyi kısıtlayan karar
11:03 Gülistan Sönük: Demokratik toplumu kurmak hepimizin görevi
10:57 Tülay Hatimoğulları: Savaşa ayrılan bütçeye ‘hayır’ diyeceğiz
10:39 ‘Kalıcı barış için temel hak ve özgürlükler inşa edilmeli’
10:08 İzBB işçileri: Taleplerimiz karşılanana kadar mücadelemiz sürecek
09:53 Polisten ajanlaştırma mesajı: Bu hikayede yanan sen olma
09:42 Daniela Patti: Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasını sağlamalıyız
09:38 İHD’li Jiyan Tosun: Türkiye hak ihlallerinde ısrar ediyor
09:24 Bolu’da 13 tutsağın tahliyesi engellendi: Sürecin ruhuna aykırı
09:23 Cizîr'deki sokağa çıkma yasağının 10'uncu yılı: 52 dosya AİHM’de
09:21 Yönetmen Kilo: Efrîn'i barış kenti yapalım
09:17 Ra belgeseliyle Alevilik inancındaki asimilasyona dikkat çekiyor
09:16 Licê'deki yürüyüşe çağrı: Özel savaş politikalarına cevap olalım
09:09 Eski Diyanet İşleri Başkanı Görmez rektör olarak atandı
09:06 Aliye Timur'u anlattılar: Dava insanıydı
09:05 Efrîn’deki cezaevleri ve ajanlaştırma ağları
09:01 Cezaevinden mektuba sansür: Tek satır bırakıldı
09:00 12 ARALIK 2025 GÜNDEMİ
08:31 Kürt seçmen, İmralı kararı nedeniyle CHP'yi terk etti
08:29 Birçok kentte karla karışık yağmur uyarısı
11/12/2025
23:54 Portekiz’de 24 saatlik genel grev
23:13 Dilan Ayan: Silivri'deki 3 bin kişilik duruşma salonunun amacı nedir?
22:09 Eskişehir'de barış konuşuldu: Toplumsallaştırmalıyız
21:22 Özel ile görüşen Ahmet Özer'den 'barış süreci' mesajı
20:30 DEM Parti'nin 'ekmek ve barış için bütçe' yürüyüşü yarın başlıyor
20:20 Mêrdîn’de zincirleme kaza: 4 kişi hayatını kaybetti
20:09 DEM Parti ve HDK'den 'asgari ücret 46 bin TL olsun' çağrısı
19:45 31 yıl sonra tahliye olan Öncü: Hep birlikte özgürlüğü kutlayacağız
19:41 Ayşe İnceyol davası yine ertelendi
19:24 Bulgaristan Başbakanı Jelyazkov istifa etti
19:07 Meclis'te çocukları taciz eden personel tutuklandı
19:02 Avukat Naim Eminoğlu tutuklandı
17:42 3. Amed Uluslararası Film Festivali sürüyor